İstasyon Caddesi GÜN PLAZA No:48 Kat:2 LÜLEBURGAZ
Lüleburgaz çocuk psikiyatri
dr cansın ceylan

Lüleburgaz'da Ergoterapi

Ergoterapist Ceren Ermiş

Lüleburgaz'da Çocuk Psikiyatristi

Uzman Doktor Cansın Ceylan

Lüleburgaz'da Dil terapisti

Dil ve Konuşma Terapisti Mervenur Ceylan

Bize Ulaşın

Çocuğum Okula Gitmek İstemiyor. Nasıl Yaklaşmalıyım?

 

Sabah hazırlanma saati geldiğinde başlayan ağlama, karın ağrısı, “Bugün gitmesem olmaz mı?” sorusu veya okul kapısında ayrılmakta zorlanma… Çocuğun okula gitmek istememesi, aileler için hem kaygı verici hem de yorucu olabilir. Böyle zamanlarda çocuğun neden zorlandığını anlamak, sabahları daha öngörülebilir hâle getirmek ve okulla ortak bir yaklaşım oluşturmak önemlidir.

Okula gitmek istememek tek başına bir tanı değildir. Ayrılık kaygısı, arkadaş ilişkileri, derslerde zorlanma, okulda yaşanan olumsuz deneyimler veya başka ruhsal ve bedensel güçlükler bu duruma eşlik edebilir. Güçlük tekrarlıyor, devamsızlığa yol açıyor veya günlük yaşamı belirgin etkiliyorsa çocuk ve ergen psikiyatristinin değerlendirmesi gerekir.

Çocuğum neden okula gitmek istemiyor?

Çocuğun “Okula gitmek istemiyorum” demesi, yaşadığı güçlüğün tamamını anlatmayabilir. Küçük çocuklar duygularını açıklamakta zorlanabilir; daha büyük çocuklar ise utandıkları, anlaşılmayacaklarını düşündükleri veya arkadaşlarıyla ilgili bir durumun büyümesinden çekindikleri için konuşmayabilir.

Konuşmayı sabah evden çıkmaya çalışırken değil, daha sakin bir zamanda yapmak yararlı olabilir. “Neden gitmiyorsun?” sorusunu tekrar tekrar sormak yerine şu sorularla başlayabilirsiniz:

“Okul gününün en zor kısmı hangisi?”

“Evden ayrılırken mi, sınıfa girerken mi daha çok zorlanıyorsun?”

“Teneffüslerde kimlerle vakit geçiriyorsun?”

“Okulda seni rahatsız eden veya korkutan bir şey oluyor mu?”

“Bir şeye ihtiyacın olduğunda kimden yardım isteyebiliyorsun?”

Hemen cevap vermesi için baskı yapmayın. Çocuğun anlattıklarını düzeltmeye veya çözüm üretmeye geçmeden önce dinlemek, sonraki adımları birlikte düşünmeyi kolaylaştırabilir.

Sabah karın ağrısı veya bulantı oluyorsa ne yapmalıyım?

Okula gitmekte zorlanan bazı çocuklarda sabahları karın ağrısı, baş ağrısı veya bulantı görülebilir. Kaygıya eşlik eden bedensel belirtiler gerçektir; çocuk bunları isteyerek oluşturmaz. Evde kalınca rahatlaması da tek başına “numara yaptığı” anlamına gelmez.

Bununla birlikte, bedensel yakınmaları değerlendirmeden psikolojik kabul etmek doğru değildir. Yeni başlayan, tekrarlayan veya şiddetlenen belirtilerde aile hekimi ya da çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirme gerekebilir. Bedensel ve ruhsal etkenler birlikte de bulunabilir.

Belirtilerin hangi saatlerde başladığını, hafta sonlarında görülüp görülmediğini ve okulda nasıl seyrettiğini kısaca not etmek görüşmelerde yardımcı olabilir.

Sabah rutinini nasıl düzenleyebilirim?

Sabah saatlerinde belirsizliği ve aceleyi azaltmak için hazırlığın bir bölümünü akşamdan tamamlayabilirsiniz. Amaç, her sabah yeniden pazarlık yapmak yerine çocuğun takip edebileceği bir düzen oluşturmaktır.

Çanta ve kıyafetleri akşamdan hazırlayın. Sabah verilmesi gereken kararları azaltın.

Uyku ve uyanma saatlerini düzenleyin. Hazırlık için yeterli zaman bırakın.

İşleri kısa adımlara ayırın. “Hazırlan” yerine “Önce giyinelim, sonra kahvaltıya geçelim” gibi somut ifadeler kullanın.

Küçük çocuklarda görsel bir sıra oluşturun. Giyinme, kahvaltı, diş fırçalama ve evden çıkma resimlerle gösterilebilir.

Sınırlı seçenekler sunun. “Hangi kazağı giymek istersin?” gibi seçenekler, hazırlığa katılmasını kolaylaştırabilir.

Uzun tartışmaları sabaha bırakmayın. Okulla ilgili güçlükleri konuşmak için günün daha sakin bir bölümünü seçin.

“Yine geç kalacağız!” gibi tekrar eden uyarılar yerine, sıradaki işi sakin biçimde hatırlatmak daha uygulanabilir bir yaklaşım olabilir. Düzenin çocuğun yaşına ve gelişimsel ihtiyaçlarına göre ayarlanması önemlidir.

Ayrılırken ağlayan çocuğa nasıl yaklaşmalıyım?

Ayrılık anında çocuğun duygusunu kabul eden, kısa ve anlaşılır bir dil kullanabilirsiniz:

“Benden ayrılmak şu an zor geliyor. Öğretmenin seni karşılayacak. Seni okul çıkışında alacağım.”

Vedalaşmanın nasıl olacağını önceden konuşmak ve verilen sözü tutmak önemlidir. Habersizce uzaklaşmak yerine vedalaşın; vedayı tekrar tekrar başlatmaktan kaçının. Okulda çocuğu karşılayacak yetişkinin önceden belirlenmesi de geçişi kolaylaştırabilir.

Ancak yoğun biçimde zorlanan bir çocuk için herkese uyan tek bir ayrılık yöntemi yoktur. Belirgin ayrılık kaygısında, okula geçişin nasıl yürütüleceği çocuk ve ergen psikiyatristi, aile ve okul tarafından birlikte planlanabilir.

Okul koşulları neden mutlaka ele alınmalı?

Çocuğun okula katılımını desteklerken okulda onu zorlayan koşulları da araştırmak gerekir. Akran zorbalığı, dışlanma, dersleri takip etmekte güçlük, öğretmenle iletişim sorunları veya yardım isteyememe gibi durumlar gözden kaçmamalıdır.

Öğretmen ve okul psikolojik danışmanıyla görüşürken yalnızca “Derste nasıl?” diye sormak yerine somut bilgi isteyin:

Okula geldikten sonra ne kadar sürede rahatlıyor?

Hangi ders veya etkinliklerde zorlanıyor?

Teneffüslerde yalnız mı kalıyor?

Sınıftan çıkmak ya da eve dönmek istediğinde öncesinde ne oluyor?

Zorlandığında başvurabildiği güvenilir bir yetişkin var mı?

Zorbalık veya güvenlik sorunu varsa, çocuğun devamını istemekle birlikte bu koşulların düzeltilmesi de gerekir. Sorunu yalnızca çocuğun uyum sağlaması gereken bir durum olarak ele almak yeterli olmaz.

Çocuk psikiyatristine ne zaman başvurmalıyım?

Her kısa süreli isteksizlik psikiyatrik bir bozukluk anlamına gelmez. Bununla birlikte aşağıdaki durumlarda çocuk ve ergen psikiyatristi değerlendirmesi önemlidir:

Okula gitmekte zorlanma tekrarlıyor veya giderek artıyorsa,

Devamsızlık, sık geç kalma ya da okuldan erken ayrılma başladıysa,

Ayrılık sırasında yoğun korku ve uzun süren sıkıntı yaşanıyorsa,

Uyku, iştah, arkadaşlıklar veya derslere katılım da etkileniyorsa,

Aile ve okulun uyguladığı desteklere rağmen belirgin ilerleme olmuyorsa.

Değerlendirmede çocuğun gelişimi, ruhsal durumu, aile yaşamı ve okul deneyimi birlikte ele alınır. Gerektiğinde öğretmen görüşü ve diğer tıbbi değerlendirmelerden yararlanılır. Çocuk psikiyatristinin rolü, güçlüğün altında yatan etkenleri ayırt etmek ve çocuğa uygun destek planını oluşturmaktır; görüşme yapılması mutlaka ilaç başlanacağı anlamına gelmez.

Aile, okul ve hekim nasıl birlikte çalışabilir?

Destek planının günlük yaşamda uygulanabilmesi için yetişkinlerin görevlerinin açık olması gerekir. Ailenin bilgisi ve uygun onamla, gerekli bilgiler okul ile paylaşılabilir. Çocuğun mahremiyeti korunmalı; her ayrıntının bütün okul çalışanlarına aktarılması gerekmemelidir.

Ortak planda şu noktalar belirlenebilir:

Çocuğu sabah kimin karşılayacağı,

Zorlandığında hangi yetişkinden yardım isteyeceği,

Sınıfa katılımın nasıl destekleneceği,

Hangi durumda aileyle iletişim kurulacağı,

Planın ne zaman yeniden gözden geçirileceği.

İlerleme yalnızca okul kapısından girmekle ölçülmemelidir. Çocuğun okulda kalabilmesi, derslere ve arkadaş ilişkilerine katılması, sıkıntısının zaman içinde azalması da izlenmelidir.

Okula dönüş bazı çocuklarda doğrudan, bazılarında ise planlı ve kademeli biçimde yürütülebilir. Süresiz beklemek veya çocuğu cezalandırarak okula göndermeye çalışmak yerine, güçlüğün nedenine uygun bir yol izlenmelidir. Evde kalınan günlerde de uyku ve günlük yaşam düzenini korumak, günü sınırsız ekran ve eğlenceyle geçirmekten kaçınmak yararlı olabilir.

Çocuğun okula gitmek istememesi karşısında ailenin tek başına bütün yanıtları bulması beklenmez. Çocuğu dinleyen, okul koşullarını dikkate alan ve gerektiğinde çocuk psikiyatristinin değerlendirmesiyle şekillenen ortak bir yaklaşım, desteğin daha tutarlı yürütülmesini sağlar.

 

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Çocuğunuzun durumu ile ilgili özel değerlendirme ve öneriler için lütfen uzman bir çocuk psikiyatristine danışınız.